İdlib’teki çeteleri çıkarmanın doğru yolu

167
GÖRÜŞLER
KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu’nun Yeni Özgür Politika gazetesi için kaleme aldığı makale…

HABER MERKEZİ – KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu’nun Yeni Özgür Politika gazetesinde yayınlanan makalesi:

“Şu anda Suriye’de İdlib sorununun nasıl çözüleceği tartışılıyor. Suriye ve Rusya çeteleri İdlib’ten çıkarmak için operasyona hazırlanıyor; Türkiye ise bu operasyona karşı çıkıyor; operasyonu erteleterek çetelerini savaşa hazırlıklı hale getirmeye çalışıyor. Böylece Rusya ve Suriye’yle daha iyi pozisyonda pazarlık yapmayı hedefliyor. Kuşkusuz AKP iktidarı pazarlıklarında mutlaka yine Kürtleri gündeme koyacaktır. Çünkü AKP iktidarının en temel kaygısı Kürtlerin Suriye’de kazanım elde etmesidir.

Halep’te çetelerin çıkarılarak İdlib’e taşınması ilerde İdlib’te nelerin olacağını ortaya koyuyordu. Bu açıdan Rusya ya bu çeteleri Türkiye eliyle etkisizleştirecek ya da Türkiye Rusya ve Suriye’yle karşı karşıya gelecekti. Her taraftan çetelerin İdlib’e taşınması orada Türkiye’ye bağlı ayrı bir bölge kurulmasını sağlamak için yapılmıyordu. Belki Türkiye onları başka bir pazarlığın gücü yapmak için buralara toplasa da Rusya ve Suriye ise çeteleri orada toplayıp kuşatmayı hedefliyordu. Rusya ve Suriye belki bu kadar kısa sürede yönelmeyi düşünmüyorlardı. Ama Türkiye’nin yaşadığı siyasi ve ekonomik krizi görerek İdlib’e operasyon yapmayı gündemleştirdiler.

Türkiye ise İdlib’i Suriye politikasında etkili bir konum elde etmeden bırakmak istemiyor. Çünkü Cerablus, Bab, Efrîn ve İdlib’i kontrol ederek etkili bir pazarlık gücü olarak kullanmayı hesaplıyordu. Buraları bütünlüklü bir biçimde etkisinde olduğunda ciddi bir siyasi aktör olacaktı. Ancak şimdi çetelerin İdlib’ten çıkarılmak istenmesi Türkiye’nin bu hesaplarını boşa çıkaran bir etki yapacaktır. Türkiye’nin de şu anda Rusya karşısında konumu zayıftır. Rusya Türkiye’nin ekonomik sıkışıklığını görerek bazı imkânlar sunup Türkiye’ye çeteleri İdlib’ten çıkartmayı dayatmaktadır.

Türkiye şu anda İdlib’te bir çıkmaza girmiştir. Türkiye her ne kadar şimdi ABD ve Avrupa’nın desteğini alarak burada kalma çabası yürütüyorsa da İdlib’te ısrarla olamayacağını görerek İdlib karşılığında ne alabilirim hesabı yapmaktadır. Hala İdlib konusunda olası operasyona karşı açık tutumunu koymaması böyle bir hesabın sonucudur. Aldığımız duyumlara göre İdlib’te sıkışan Türkiye İdlib karşılığında şu anda Efrîn’li mültecilerin yerleştiği alanın kendisine bırakılması önerisi yapmıştır. Yani Tıl Rıfat ve Şehba denilen alanın İdlib karşılığında kendisine bırakılmasını gündeme koymuştur. Türkiye böylece Cerablus, Bab ve Efrîn alanındaki etkisini sağlamlaştırarak Minbic üzerindeki baskısını artırmayı hedeflemektedir. Türkiye ve Rusya ilişkisinin yine Kürtler üzerinden kirli bir pazarlığa dönüşme ihtimali bulunmaktadır.

Kuşkusuz Türkiye’nin bu önerisi Rusya tarafından kolaylıkla kabul edilebilecek bir öneri değildir. Böyle bir durum pratikleştiğinde Rusya ve Suriye’yle Kürtler arasındaki ipler tümden kopacaktır. Rusya ve Suriye’nin bu yönlü politikaları Kürtlerle ilişkisini koparacak noktaya götürebilir. Kürtler Türkiye’ye karşı bir şantaj aracı; Türkiye de Kürtlere karşı bir şantaj aracı olarak kullanılırsa bu çok kirli ve çirkin bir politika olur. Sonunda böyle bir kirli politika yürütenleri vurur. Rusya eğer Efrîn’de yaptığını şimdi Şehba’da yaparsa bu politikanın onların beklemediği sonuçları olabilir. Rusya ve Suriye bu tür yaklaşımlarla Kürtlerle karşı karşıya gelirse kaybeden taraf olurlar.

Rusya Efrîn’de Kürtlerle ilişki kurarak Türkiye’yi korkutup çeteleri birçok yerden Türkiye eliyle çıkarma politikası izledi. Yakın zamanda Kürtlerle İdlib’te ortak operasyonu gündeme koyarak ve Kuzey Suriye Federasyonu’yla rejimin görüşme yapması sağlanarak Türkiye üzerinde baskı kurmak istedikleri görülüyor. Eğer İdlib’te Kürtler üzerinde bir kirli anlaşma olursa o zaman Rusya ve Suriye’nin gerçek niyetleri ortaya çıkacaktır.

Kuşkusuz biz sadece aldığımız bir duyum üzerinden bunları söylüyoruz. Ancak belirttiğimiz gibi Rusya’nın bu defa böyle kirli bir pazarlığa girmesi kolay değildir. Çünkü artık askeri ve siyasi olarak yenilmiş çeteleri bir pazarlıkla hiçbir sıkıntı yaşamadan çıkarayım, derlerse Suriye’deki en büyük sıkıntının içine düşerler. Herhalde bu onlar için de mantıklı olmayan bir tercih olur. Ama bazen siyasette kısa vadeli çözümler sığ politik yaklaşım içinde olanlar açısından çekici gelebilir. Eğer bu duyumda gerçeklik payı varsa bunun dikkate alınarak Kuzey Suriye Federasyonu güçlerinin bu oyunları teşhir etmesi ve bozması gerekir.

Türkiye için işbirliği içinde olduğu çetelerin durumunun ne olacağı önemli değildir. Zaten onlarla ilişkiyi Rojava Devrimi’ni geriletmek ve Suriye politikasında etkili olmak için kurmuştu. Bu açıdan Kürtlerin aleyhine olacak bir pazarlıkla İdlib’teki çeteleri terk edebilir. Zaten çeteleri de bunun için beslemişti.

Şu gerçeği de vurgulamalıyız ki; İdlib Suriye’deki sorunların kördüğümü değildir. İdlib’te çetelerin atılması Suriye’deki savaşının sonlanması ve Suriye’de sorunların çözülmesi anlamına gelmez. Çeteler Türkiye tarafından beslenmiş kullanılan güçlerdi. Kürtler ve Kuzey Suriye halkları ise büyük bir mücadele ve çabayla Irak ve Suriye’yi teslim alacak DAİŞ’i yenilgiye uğratan, bu yönüyle Suriye’nin iç dinamiklerine dayalı güçlerdir. Kürtler ise Suriye’nin en dinamik ve örgütlü gücü olarak Suriye’nin geleceğinde Kuzey Suriye halklarıyla birlikte belirleyici olacaklardır. Bu açıdan Suriye’deki siyasal durumun nasıl sonuçlanacağı Kürtler ve Kuzey Suriye halklarıyla yapılacak demokratik uzlaşmayla belirlenebilir. Eğer mevcut rejim eskisi gibi otoriter, merkeziyetçi bir iktidar olarak Kuzey Suriye’ye hakim olacağım, derse Suriye’de hiçbir şey değişmemiş olur ve başa dönülür. Bu durumu bırakalım Kürtler, rejimin hakim olduğum, dediği yerlerdeki Araplar da kabul etmez. Bu açıdan Suriye’nin geleceğini İdlib belirleyecek değerlendirmeleri abartılıdır. Türkiye’nin beslediği işbirlikçi çetelerin konumu Suriye’nin geleceğini belirlemez. Zaten onlar yenilmiş güçlerdir. Birçok yerden toplama olarak bir araya getirilmiş güçtür. Türkiye’nin sadece siyasi olarak kullanacağı güç olma dışında bir anlam ve değerleri yoktur.

Şu anda Kuzey Suriye Federasyonu tüm Suriye halklarını temsil etmektedir. Suriye’nin birliğini Kuzey Suriye Güçleri koruduğu gibi DAİŞ’i ve diğer çeteleri esas olarak bu güçler yenilgiye uğrattığı için Suriye’nin geleceği açısından önemli role sahip olacaklardır. Bu güçler olmasaydı şu andaki Suriye rejimi de ayakta kalamazdı. Hiç kimse askeri gücüyle DAİŞ’i ve diğer çeteleri yenilgiye uğratamazdı. Rojava devrimci güçlerinin ideolojik-politik çizgisi ve bu temelde ortaya koyduğu Demokratik Suriye projesi o güçlerin etkisini kırdı. İdeolojik ve siyasi hamle yapan bu güçler daha güçlü bir ideolojik ve siyasi bir güçle karşılaşınca taşıdıkları enerjiyi kaybettiler. DAİŞ ve El Nusra’nın yenilmesini sağlatan Önder Apo’nun paradigması ve bu temelde ortaya koyduğu Demokratik Ortadoğu projesidir. Bu açıdan yeni Suriye de Rojava devrimine dayalı gelişen Kuzey Suriye Federasyonu güçlerinin ortaya koyduğu demokratik değerler temelinde şekillenecektir. Rusya, ABD, Suriye, İran ve tüm Suriye halklarının etrafında uzlaşacakları tek siyasi proje Kuzey Suriye Federasyonu’nun yaşamsallaştırdığı demokratik ulus çizgisidir.  Eğer Suriye rejimi ve Rusya bunu göremiyorsa en başta da kendilerini aldatırlar.

Rusya ve Suriye İdlib’te eğer Kürtlerle ortak hareket etmek istiyorsa o zaman Kürtlere doğru yaklaşmaları gerekir. İdlib’teki çetelerden kurtulmak ve Suriye’de istikrar ve barışın sağlanmasının en doğru ve sonuç alıcı yolu Kürtler ve Kuzey Suriye Federasyonu’yla demokratik uzlaşma içine girmeleridir.”

Sonraki Yazı

Sanal Medya